HAYAL KAHRAMANI.
Aslında hiç bir şey tesadüf değildi. Her şeyi düşünmüş ve hayal etmişti. Onu beyninde yaratmıştı. Tek eksik hayata geçirmekti ve bunu yapacak cesareti bir türlü bulamıyordu kendinde.
O öğleden sonra tekrar bunaldığını hissetti ofiste ve kendini dışarı attı. Etrafta öylesine dolaştıktan sonra tam ofise dönmeğe karar vermişken onu gördü kahvesini yudumlarken. Önce önünden onun fark etmesinden korkarak kaçamak bakışlarla ona bakarak geçti ama sonra içindeki ses geri dönmesini söyledi. Çünkü kahramanı o olabilirdi.
Geri döndü, kendide yaptığı harekete şaşırarak. Kahve almaya karar verdi. Aslında her zaman klasik şekilde alırdı kahvesini ama bugün onu da değiştirmeğe karar verdi. Karşısındaki kasiyere istediği kahve tarifini verdiğinde aslında istediği tarifin var oluğunu büyük bir şaşkınlıkla öğrendikten sonra yeni bir şeyler öğrenmenin verdiği mutlulukla kahvesini beklemeye koyuldu. Bekleme esnasında kasiyerle sohbet etmeye başlamıştı bilinçsiz olarak. 2-3 dakika içinde kahvesi hazırdı çünkü kendisinden başka bekleyen yoktu. Büyük bir istekle kahvesini aldı ve garsonun lütfen tekrar gelin demesinin içinde yarattığı coşkuyla kapıya yöneldi. Ona bakıyordu.
Önce etrafı analiz etti. Arkasındaki masada iki bayan oturmaktaydı. Onların arkasında ise bir bay vardı ve bayın hemen bitişiğinde bir çift vardı. Tam karşılarında ise kahverengi kabanı eli yanağında popüler kız dergilerinden birini okuyan şirin bir bayan bulunmaktaydı. Onun üzerinde ise gri kısa bir mont, içinde siyah tişört (tişört bir tahmindi) ve altında siyaha yakın bir pantolon vardı.
Yanına yaklaştı ve oturup oturamayacağını sordu. Çok şaşırmış bir biçimde evet dedi sesinde hafif bir titremeyle. Hemen arkasındaki kızlar büyük bir şok geçirmekteydi. Kendi aralarında vay be; ne cesaret; demek böyle insanlar da var; biz yapamıyoruz şeklinde diyagloglara girmişlerdi. Biraz kulak misafiri olduktan sonra tamamen karşısındaki genç erkeğe odaklandı.
Yüz hatları harikaydı. Ayrıca daha önceden tanıma şansı olduğu ve hayata erken veda eden birine çok benziyordu. Yeni uzamaya başlamış dalgalı saçları sürekli önüne doğru düştüğünden elleriyle geri atıyordu. İnce ve seyrek, yüzüne gerçekten çok yakışan bıyıkları onu yaşından biraz daha büyük göstermişti. Dudağının hemen altındaki küçük sakalı ise yüzüne bambaşka sanki bir sanatçı ifadesi yüklemişti. Teni beyaz ve pürüzsüzdü. Sohbet ediyorlardı ve ona neden oraya oturduğunu açıklıyordu ama bütün gerçeği değil. Çünkü o onun hayal kahramanı olma yolundaydı ve henüz bunu bilmiyordu.












--
from boondock saints:
Rocco: Fuckin'- What the fuckin'. Fuck. Who the fuck fucked this fucking... How did you two fucking fucks...
[shouts]
Rocco: Fuck!
Connor: Well, that certainly illustrates the diversity of the word.
--
Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışıgından birşey kaybetmez... "Mevlâna"
--
Utku Atalay Gallery!!
--
for those who died alone
enverk.com( [link] )
hayat verdikleri kadar sevdirir kendini ve aldıkları kadar aşık eder kendine.. hep sev hayatı ama aşık olmayı da bil...
Previous Page12345...Next Page